Bedeni Zarar Tazminatlarında Faiz, Enflasyon ve Zararın Güncellenmesi
- Av. M. Emin İNCİ

- 22 Ara 2025
- 4 dakikada okunur
Karşılaştırmalı Hukuk Perspektifinden Türkiyede Bedeni Zarar Hesaplamalarının Değerlendirilmesi
Bedeni zarar tazminatlarında faizin hangi tarihten itibaren işletileceği meselesi, ilk bakışta usule ilişkin teknik bir ayrıntı gibi görünse de, gerçekte tazminat hukukunun en temel ilkeleriyle doğrudan bağlantılıdır. Bu tartışmanın merkezinde, zararın hangi tarihte ve hangi ekonomik değerle belirleneceği sorusu yer alır. Zira faiz, kendi başına bağımsız bir yaptırım değil; zararın eksik telafi edilmesini önlemeye yönelik tamamlayıcı bir araçtır.
Türkiye uygulamasında özellikle trafik kazaları ve sigorta temelli bedeni zarar davalarında ortaya çıkan özgün bir durum bulunmaktadır. Zarar hesabı çoğu zaman karar tarihindeki asgari ücret esas alınarak yapılmakta, böylece zarar fiilen enflasyon ve ücret artışlarına karşı güncellenmiş olmaktadır. Buna rağmen, aynı zarar kalemlerine ayrıca olay tarihinden veya dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi, doktrinsel açıdan “çifte telafi” (overcompensation) tartışmasını gündeme getirmektedir.
Bu çalışma, bedeni zarar tazminatlarında faiz ve zarar güncellemesi ilişkisini, Almanya, İsviçre, Fransa, İtalya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri hukuk sistemleri üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Amaç, Türkiye uygulamasını eleştirmekten ziyade, hangi sistemsel tercihin hangi hukuki gerekçeye dayandığını ortaya koymak ve tartışmayı kavramsal zemine oturtmaktır.

I. Bedeni Zarar Tazminatlarında Faizin Fonksiyonu
Tazminat hukukunda faiz, borçlar hukukundaki klasik temerrüt faizinden farklı bir işleve sahiptir. Bedeni zarar tazminatlarında faiz, esasen üç farklı boşluğu doldurmak üzere kullanılır:
Paranın zaman değeri kaybı
Zararın geç tahsil edilmesinden doğan ekonomik eksiklik
Borçlunun ödemeyi geciktirmesinin yarattığı dengesizlik
Bu nedenle faiz, çoğu hukuk sisteminde cezalandırıcı değil, dengeleyici bir araç olarak kabul edilir. Nitekim Avrupa tort hukuku literatüründe hâkim olan görüş, faizin amacının “zarar göreni zenginleştirmek değil, zarar tarihindeki ekonomik dengeyi yeniden kurmak” olduğu yönündedir.
Bu noktada kritik soru şudur:Zarar zaten güncellenmişse, faiz neyi telafi etmektedir?
II. Almanya: Temerrüt Esaslı ve Güncellemesiz Model
Alman hukukunda bedeni zarar tazminatları, sistematik olarak zarar tarihi esas alınarak belirlenir. Zararın miktarı, olay tarihindeki ekonomik koşullara göre hesaplanır ve sonraki ücret artışları veya enflasyon değişimleri, kural olarak zarar hesabına yansıtılmaz.
Faiz ise tamamen temerrüt kavramına bağlıdır. Borçlu, zararın varlığından ve miktarından haberdar edilmeden temerrüde düşmüş sayılmaz. Bu nedenle faiz, çoğu durumda dava tarihinden veya açık bir ihtar tarihinden itibaren işletilir.
Alman doktrininde özellikle vurgulanan nokta şudur:Faiz, paranın değer kaybını telafi eden bir araçtır; bu nedenle zarar sonradan güncellenmez. Eğer zarar güncellenirse, ayrıca faiz verilmesi sistematik bir çelişki yaratır.
Bu yaklaşım, sigorta hukuku bakımından öngörülebilirlik ve hesaplanabilirlik sağlar. S
Sigortacı, zarar tarihindeki verilerle riskini bilir; faiz ise yalnızca gecikmenin ekonomik sonucudur.
III. İsviçre: Almanya’ya Paralel Ama Daha Katı
İsviçre sorumluluk hukukunda da benzer bir sistem benimsenmiştir. Zarar, kural olarak zarar tarihindeki parasal değer üzerinden sabitlenir. Enflasyon veya ücret artışı, zarar hesabını etkilemez. Faiz ise yalnızca borçlunun temerrüde düşmesi halinde söz konusu olur.
İsviçre doktrininde özellikle üzerinde durulan ilke, “aynı ekonomik kaybın iki kez telafi edilemeyeceği”dir. Bu nedenle hâkim, zarar güncellemesi yaptığı bir dosyada faiz talebini ya tamamen reddeder ya da ciddi biçimde sınırlar.
Bu yaklaşım, bedeni zarar tazminatlarında denge ve ölçülülük ilkelerinin somut bir yansıması olarak kabul edilir.
IV. Fransa: Revalorisation ve Hakim Takdiri
Fransız hukukunda bedeni zarar tazminatları büyük ölçüde hakimin takdirine dayanır. Zarar, çoğu zaman karar tarihine en yakın ekonomik koşullara göre belirlenir. Bu uygulama, “revalorisation du préjudice” olarak adlandırılır.
Ancak Fransız sisteminde kritik bir denge mekanizması vardır:Eğer zarar karar tarihindeki ekonomik koşullara göre güncellenmişse, faiz ya hiç verilmez ya da yalnızca karar tarihinden sonrası için işletilir.
Fransız Yargıtayı içtihatlarında, “double indemnisation” yani çifte tazmin yasağı açıkça kabul edilmiştir. Hakim, zarar kalemlerini hesaplarken enflasyon etkisini zaten dikkate aldıysa, ayrıca geçmişe dönük faiz verilmesi hukuka aykırı kabul edilir.
Bu yönüyle Fransız sistemi, Türkiye uygulamasına yüzeysel olarak benzese de, faiz–güncelleme dengesini aktif biçimde denetlemesi bakımından ayrışır.
V. İtalya: Enflasyon + Faiz Ama Dengeleme Şartıyla
İtalyan hukukunda bedeni zarar tazminatlarında zarar, çoğu zaman zarar tarihindeki değerle belirlenir; ancak yüksek enflasyon dönemlerinde hâkim, zararı karar tarihine yakınlaştırarak güncelleyebilir.
Bu durumda faiz tamamen otomatik değildir. İtalyan Yargıtayı, enflasyon telafisi ile faiz arasındaki çakışmayı önlemek amacıyla, faizi düşürme, sınırlama veya tamamen kaldırma yoluna gidebilmektedir.
İtalyan sisteminin ayırt edici özelliği, ekonomik gerçekliği dikkate alırken haksız zenginleşmeye karşı hassasiyet göstermesidir.
VI. İngiltere: Ekonomik Zarar – Takdiri Zarar Ayrımı
İngiliz hukukunda bedeni zarar tazminatları iki ana kategoriye ayrılır:
Special damages (ekonomik zararlar – gelir kaybı, tedavi gideri)
General damages (acı, ıstırap, yaşam kalitesi kaybı)
Ekonomik zararlar hesaplanırken, enflasyon ve reel ücret artışı varsayımları zaten hesaplamanın içine dâhil edilir. Bu nedenle bu kalemlerde faiz ya çok sınırlı uygulanır ya da hiç uygulanmaz.
Takdiri zararlar ise genellikle karar tarihinde belirlenir ve faiz çoğu zaman yalnızca karar tarihinden sonra işletilir.
Bu sistem, faizin yalnızca hesaplamada yer almayan zaman kaybını telafi etmesini sağlar.
VII. Amerika Birleşik Devletleri: Prejudgment Interest Tartışması
ABD hukukunda bedeni zarar tazminatlarında faiz meselesi eyaletlere göre değişmekle birlikte, ortak bir doktrinsel çekirdek mevcuttur. Bu çekirdek, “prejudgment interest”in yalnızca zararın hesaplanmasında enflasyon dikkate alınmamışsa verilmesi gerektiği yönündedir.
Modern Amerikan doktrininde, zarar bugünkü değeriyle hesaplanmışsa, geçmişe dönük faiz verilmesi aşırı tazmin olarak değerlendirilir. Bu nedenle birçok eyalette hâkim, faizi tamamen takdir yetkisiyle belirler.
VIII. Türkiye Uygulaması: Örtülü Güncelleme + Tam Faiz
Türkiye’de bedeni zarar tazminatlarının önemli bir kısmı, özellikle trafik kazalarına dayalı dosyalarda, karar tarihindeki asgari ücret esas alınarak hesaplanmaktadır. Bu yöntem, fiilen şu sonucu doğurmaktadır:
Zarar, enflasyon ve ücret artışlarına karşı tamamen korunmaktadır
Paranın satın alma gücü kaybı zaten telafi edilmektedir
Buna rağmen, aynı zarar kalemlerine ayrıca olay tarihinden veya dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi, karşılaştırmalı hukuk açısından dikkat çekicidir.
Bu durum, zarar görenin:
Hem asgari ücret artışı yoluyla
Hem de faiz yoluyla
aynı ekonomik kayba karşı iki kez korunması sonucunu doğurmaktadır.
Karşılaştırmalı hukuk perspektifinden bakıldığında, Türkiye uygulaması şu yönleriyle ayrışmaktadır:
Zarar güncellenmektedir
Faiz sınırlanmamaktadır
Hakim denetimi çoğu zaman sistematik değildir
Bu yapı, doktrinsel olarak dengeleyici değil, genişletici bir tazminat rejimi ortaya çıkarmaktadır.
Sonuç
Karşılaştırmalı hukuk incelemesi göstermektedir ki, bedeni zarar tazminatlarında faiz ve zarar güncellemesi, birbirini tamamlayan değil, birbirinin alternatifi olan araçlardır. Almanya ve İsviçre, faizi tercih edip güncellemeyi reddederken; Fransa ve İtalya güncellemeyi kabul edip faizi sınırlandırmakta; İngiltere ve ABD ise zararı zaten enflasyon varsayımlarıyla hesaplayarak faiz ihtiyacını minimize etmektedir.
Türkiye’deki uygulama ise bu modellerin hiçbirine tam olarak uymamakta; örtülü güncelleme ile tam faizi birlikte işletmektedir. Bu durum, tazminat hukukunun temel ilkeleri olan denge, ölçülülük ve haksız zenginleşme yasağı bakımından yeniden düşünülmeyi hak etmektedir.
Bu tartışma, yalnızca sigorta şirketleri veya davacılar açısından değil, hukuki sistemin tutarlılığı açısından da önemlidir. Zira tazminat, zararı telafi etmeli; fakat onu aşmamalıdır.
Kaynakça
McGregor on Damages
Principles of European Tort Law
Palandt – Bürgerliches Gesetzbuch
Schweizerisches Haftpflichtrecht – Oftinger/Stark
Traité de la Responsabilité Civile – Viney
Il Risarcimento del Danno – Ponzanelli
Modern Tort Law – Dobbs
Sorumluluk Hukukunda Zarar ve Tazmini – Oğuzman / Öz
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı – Serozan



Yorumlar